AYKUT EDİBALİ’NİN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ÜZERİNE (2)

AYKUT EDİBALİ’NİN ÖLÜM YILDÖNÜMÜ ÜZERİNE (2)

Bu Makaleyi Dinleyin
Parça: 1 / 1

BİR MÜCADELENİN ANLAMI, BİR MİRASIN SORUMLULUĞU

 

Aykut Edibali’yi anmak, sadece bir lideri hatırlamak değildir. O’nu anlamak; Türkiye’nin son yarım asırlık fikrî ve siyasi mücadelesini doğru okumak demektir.

 

Mücadele Birliği, Türkiye’de sağ düşüncenin en disiplinli, en ahlaklı ve en devletli kadro hareketidir. Bu hareketin en ayırt edici vasfı şudur: Devleti hedef almamış, devleti ele geçirmeye çalışmamış; devleti ıslah etmeyi hedeflemiştir.

 

Aykut Edibali, devleti kutsallaştıran da olmadı, devleti yok sayan da. Devleti; milletin varlığını sürdürebilmesinin zorunlu zemini olarak gördü. Bu yüzden şiddeti reddetti, terörü mahkûm etti, sokak romantizmine kapılmadı.

 

12 Eylül öncesinde herkesin silaha sarıldığı bir ortamda, Mücadele Birliği’nin tek bir ferdinin dahi terör eylemlerine bulaşmaması bir tesadüf değildir. Bu, bilinçli bir devlet aklıdır.

 

Edibali’nin asıl mirası burada başlar: Meşruiyet bilinci.

 

O, “haklı olmak yetmez, meşru olmak gerekir” diyen nadir liderlerdendir. Bu duruş, yıllar sonra Türkiye’de dindar kesimin devletle barışmasının fikrî temelini oluşturmuştur.

 

Bugün geriye dönüp baktığımızda şunu açıkça söylemek gerekir: Eğer Mücadele Birliği ve Islahatçı Demokrat çizgi olmasaydı, dindar kesimin demokrasiyle, cumhuriyetle, orduyla, devletle buluşması bu kadar mümkün olmayacaktı.

 

Islahatçı Demokrasi, bir parti programı değil; bir geçiş köprüsüdür.

 

Radikal söylemden devlet aklına, dışlayıcı dilden kuşatıcı dile, öfke siyasetinden sorumluluk siyasetine geçiştir.

 

Bugün bu köprünün üzerinden geçenlerin, köprüyü inşa edenleri görmezden gelmesi tarihe karşı bir nankörlüktür.

 

Aykut Edibali’nin bıraktığı miras üç başlıkta özetlenebilir:

 

1. Fikir Disiplini

 

Duyguyla değil, bilgiyle hareket etmek. Tepkiyle değil, stratejiyle yürümek. Popülizmle değil, ilkeyle siyaset yapmak.

 

2. Ahlaklı Mücadele

 

Amaca giden her yol mübah değildir. Şiddet, yalan ve hile; davayı büyütmez, çürütür.

 

3. Devletle Barışık Islah

 

Devleti yıkmak değil, devleti düzeltmek. İktidarı ele geçirmek değil, sistemi dönüştürmek.

 

Peki bize düşen nedir?

 

Bugün bize düşen, Aykut Edibali’yi sloganlaştırmak değil; anlamaktır. Onu bir nostalji figürü hâline getirmek değil, metodunu yeniden üretmektir.

 

Bize düşen;

 

– fikrî derinliği olmayan hamasetten uzak durmak,

 

– devleti düşmanlaştıran dili terk etmek,

 

– kısa vadeli iktidar hesapları yerine uzun vadeli medeniyet tasavvurunu diri tutmaktır.

 

Mücadele Birliği bir hatıra değildir. Bir ölçüdür.

 

Islahatçı Demokrasi bir dönem değildir. Bir yoldur.

 

Ve Aykut Edibali, sadece geçmişin değil; doğru okunursa istikbalin de anahtarıdır.

 

Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun.  Mirası sahipsiz kalmasın.

Toplam Okunma Sayısı : 206