ARINMA ZAMANA YAYILABİLİR Mİ?
Bu Makaleyi Dinleyin
Bazı sorunları zamana yayarak çözmek, bir yöntem olarak söz konusu olabilir. Ama bazı sorunlar vardır ki, her gecikme, sorunun yayılmasına ve çözümün zorlaşmasına sebep olur.
Toplumsal yozlaşma ve ekonomik suistimaller, zamana bırakıldığında, kitle psikolojisinin yaşayacağı tahribat, çok daha derinleşir. Siyasete olan güvenin dibe vurması, çözüm konusunda karamsarlıkla birlikte, farklı maceracı arayışları da beraberinde getirebilir.
Siyasi partiler, arınma konusunu, dengeleri gözetmek adına zamana yaymayı tercih ederlerse, telafisi imkansız sonuçlar doğabileceği gibi, iş işten geçtikten sonra atılacak adımlar da anlamsızlaşabilir. Elbette temiz toplum ideali, bir müdahale, bir operasyonla, bir mikro değişiklikle sağlanamaz. Mutlaka işin kültür, eğitim gibi uzun vadede ele alınacak boyutları vardır. Ancak konunun hukuka ve yetki kullanımına dayalı idari boyutları, bu şekilde ele alındığında, kamuoyunda "sulandırma" diye tarif edilebilecek bir algıyı, kaçınılmaz olarak doğuracaktır.
Özellikle partilerde vazgeçilemez gibi gözüken kadroların, bu kirlenme içerisindeki payları ve boşluklarının doldurulamayacağı yönündeki kabuller, neşter atmayı zorlaştırır. Bu durumda da, yolsuzluklarla mücadele işi, yargının ve güvenlik bürokrasinin yetki alanına hapis olmaya başlar. İnsiyatifin ortadan kalkması, siyasetin edilgenleşmesi ve ülkenin daha fazla operasyona açık hale gelmesi kaçınılmaz olur.
Türkiye siyasetinin yaşaması gereken olağan dönüşümler ve yapısal reformlar asla zamana yayılacak nitelikte değildir. Bölgesel gelişmeler, küresel gerilimler, her sorunun bir dış müdahaleye malzeme yapılma ihtimalini yükseltir. Kitle psikolojisinin müdahaleye açık olduğu durumlarda, sağduyu, vicdan ve ortak akıl yerine, öc alma ve revanşizm görülür.
Partilerin yasal zorunluluktan kaynaklanan kongre tarihleri, elbette siyasetin rotasının çizilmesinde göz ardı edilemez. Ancak bir süreç yönetimine ihtiyaç olduğu dikkate alınırsa, yolsuzluklarla mücadelenin siyasi partilere yansıyan boyutu da, ötelenip ertelenecek bir konu olmaktan çıkar ve adım adım bir hazırlık süreci olarak ele alınması daha büyük anlam kazanır. Hiçbir siyasi parti bir kongre salonunda ve kongre gününde topyekün arınamaz. Bunu bir süreç olarak yönetmek ve hem mevcut yönetimleri, hem gelecekteki yönetimleri buna ikna ederek değerlendirmek gerekir.
Toplumlar siyasetten beklentisini buna göre şekillendirirken, siyaset içerisinde aktif görev almak isteyenler de hesabını bu doğrultuda netleştirir. Aksi takdirde, siyaset içerisinde yolsuzluk konusu, toplumla siyasetçi arasında "alan memnun satan memnun" mantığına mahkum olur ve bu kısır döngüden çıkış imkansızlaşır.
Popülist yaklaşımlar ve çürümenin olağanlaşması, bir süre sonra daha radikal adımları zorunlu hale getirir. Bu konu, rutin ve sıradan bir gündem gibi ele alınmak yerine, bir seferberlik ve kampanya havasında ele alındığında, toplumun nitelikli kadrolarının da siyasette dair umudu ve iradesi güçlenecektir.Tabi partiler, buna gerçekten ihtiyaç hissediyorsa!
Toplam Okunma Sayısı : 200