GÖNÜLLÜ İŞBİRLİKÇİLER

GÖNÜLLÜ İŞBİRLİKÇİLER

Bu Makaleyi Dinleyin
Parça: 1 / 3

Bu hafta ülkemizi insansız hava araçları teknolojisinde dünyanın zirvesine taşıyan Baykar firmasının kurucusu merhum Özdemir Bayraktar’ın hayatını anlatan 1,5 saatlik belgeseli izledim. Bu belgesel de merhumun iki oğlu ile birlikte insansız hava araçlarını üretmek için verdiği azim dolu mücadele anlatılıyor. Herkese bu belgeseli mutlaka izlemeyi tavsiye ederim.

 

Baykar firmasının; Ak Parti iktidarda olmasına, yerli ve milli üretimi şiar edinmesine rağmen askeri ve sivil bürokraside 2003 yılından 2013 yılına kadar karşılaştıkları inanılmaz engeli izlerken ruhum daraldı. Ancak sanmayın ki bu engellemeler sadece Baykar için geçerli, ülkesi için yeni ve faydalı bir iş yapan herkes istisnasız bu engeller ile karşılaşmaktadır. Devrim otomobilinin hikayesi bu engellemenin en bilinen örneğidir. Merak edenler internet ortamında bunların hikayesini arama motorlarına isimlerini girip bularak izleyebilir.

 

Gelelim benim denetim hayatım boyunca şahit olduğum “Gönüllü İşbirlikçiler” örneklerinden en ilginç olanına. Sene 2001 olmalı, Eti Holdinge bağlı Bandırma Bor İşletmeleri Genel Müdürlüğü ile ilgili bana bir soruşturma verildi. Eti Holdinge bağlı Bigadiç Bor İşletmeleri Müdürünün (ismine Nusret diyelim) sayısız görevden alınması, işletmeye teftişe giden Eti Holding Müfettişi tarafından istenmişti.

 

Eldeki belgeleri inceledikten sonra Bigadiç İşletme Müdürlüğünden alınan Nusret Beyi Ankara’ya davet ettim ve kendisinin neden görevden alındığını anlatmasını istedim. Nusret Bey müdür olunca yetkisi ve imkanları dahilinde ülkesine ne hizmet yapabilirim sorusunu araştırmaya karar vermiş. Araştırmaları sonucunda Fransız bir firmanın 1950 yılından beri ürettiği Bor Şekeri diye adlandırabileceğimiz 1, 3 ve 5 milimlik Bor Granülü ürününü tespit etmiş.

 

Bor çok sert bir maddedir, bu yüzden onu öğütmek için güçlü değirmenlere ihtiyaç duyulur. İşte bu firma birçok sektörde kullanılan Bor maddesini Türkiye’den alıp öğütmüş, 25 kiloluk torbalara koyup piyasaya sunmuş. O günlerde Bor’un ton fiyatı 250 dolarken Bor Granülünün fiyatı ton başına 750 dolar civarında satılmakta. Sadece öğüterek 3 kat fazla fiyata satmak mümkün.

 

Boya sanayi, uzay sanayi, savunma sanayi, gübre sanayi, kozmetik sanayi gibi çok değişik yerlerde kullanılan Bor’u öğütülmüş olarak hazır torbalarda almak firmaların çok işine gelmiş. Örneğin kadınların kullandığı allıklar ve piylinklerde Bor lazım ama bunun için devasa değirmen kurmak saçma olacağı için 25 kiloluk 1 milimlik Bor Şekeri alıp, küçük öğütücülerde pudra haline getirip kullanmak firmalar için çok cazip olmuş.

 

Fransız firması akıllıca buluşu ile 1950 yılından sonra Bor şekerinde tek üretici olarak yılda 5 milyon tonluk bir pazar payı oluşturmuş. Fransa’da Bor olmadığı için, en yakın ve en temiz hammaddeyi Türkiye’den almış. İşte burada Fransız firmasının uyanıklığı devreye giriyor. Bor, Türkiye’de Cumhuriyet tarihince Etibank tarafından tekel olarak üretilip satılmıştır. Firma gelip doğrudan Eti Holding’den Bor almak yerine 11 ayrı yerli firmadan bu 5 milyon ton Bor’u almış. Bu yerli işbirlikçilerine ton başına 15 dolar fiyat farkı vermiş. Niye ton başına 15 dolardan vazgeçsin ki diye düşünülebilir, ama bu 11 firma Türkiye’de Fransız firmanın çıkarlarını korumuş. Firmanın çıkarlarına aykırı bir durum olduğunda işbirlikçileri hemen harekete geçip firmanın çıkarlarını korumuş.

 

Bizim ülkesine hizmet etme düşüncesinde ki Nusret Müdürümüz safiyane bir şekilde; bizim elimizde Bor var, bir değirmen kurarsak, bizde bu Bor şekerini üretir satarız demiş. Yıllık 50 bin tonluk değirmen projesini Bor Holding Genel Müdürlüğüne teklif etmiş. Genel Müdürlük buna onay vermiş ve gerekli makine alımı ve proje çalışmaları başlamış. Firma bu çalışmaları öğrenince, işbirlikçilerinden birisi Nusret müdürü ziyaret etmiş ve “sen ne yapmak istemektesin, senin amacın, gayen ne” diye sormuş. Nusret Bey planlarını anlatmış, “işin gücün mü yok, dertsiz başına ne diye dert alıyorsun” uyarılarını kulak arkası edip, çıkar tekliflerini de sert biçimde reddedince 11 işbirlikçi siyasi güçlerini devreye sokarak Nusret Beyi müdürlükten aldırmışlar.

 

İlk şaşkınlığı üstünden atan Nusret Bey, Bursa İdare Mahkemesine işlemin iptali ve göreve iade için dava açmış. Bursa’da görüştüğü hakimler Nusret Beye sahip çıkmış, idari işlem iptal edilmiş ve göreve iade edilmiş. Firma ve işbirlikçileri bizim 5 milyon tonluk satışımızın yanında 50 bin ton nedir ki, var git oyalan bakalım, zaten siz Türkler bu işi bizim gibi başaramaz, elinize yüzünüze bulaştırırsınız demişler ve değirmen kurulup, tıkır tıkır işlemeye başlamış.

 

Nusret Bey rahat durur mu? Ürettiği Bor şekerleri için dünyanın en prestijli standart firması sayılan İsviçre’de ki bir firma ile anlaşmış ve 1, 3, 5 milimlik Bor Şekerleri için standart belgesi almış. Tehlikeyi öğrenen firma işbirlikçilerine ıslık çalmış, Nusret Bey ikinci defa müdürlükten alınmış. Tekrar idare mahkemesine dava açma ve Bursa’daki hakimler sebebiyle çok kısa sürede göreve iade edilmiş.

 

Firma tamam demiş, ürettiğin bütün Bor şekerlerini tek kalemde, piyasa fiyatının üstünde ben alacağım diye teklif yapmış. Nusret Bey bu teklifi reddedip, ürünü 25 kiloluk torbalar haline getirmiş, büyükten küçüğe torbaların bir yüzüne Eti-1, Eti-2, Eti-3 yazıp diğer yüzüne İsviçre standart enstitüsünden aldığı belgeyi basmış ve markalaşmaya gitmiş. Tabi ki müdürlükten yeniden alınmış. Artık alışılmış süreç hızlıca işlemiş, Bursa’da bulunan hakimler yeniden göreve iade kararı vermişler.

 

Nusret müdür bu sefer Genel Müdürlüğe değirmen kapasitesini 250 bin ton daha artırmayı teklif etmiş. Yeniden görevden alınmış. Genel Müdürlük kapasite artışını kabul etmiş. Mahkemenin iade etmesi sonrasında yeni kurulan değirmenin dizaynı ile bu işin daha da büyüyeceğini gören firma Nusret Beyi yeniden görevden aldırmış. Çünkü proje ayrı ayrı çalışan değirmenler şeklinde değil, birbirini tamamlayan üretim bandı şeklinde bir dizayn ile oluşturulmuş. Bu yöntemle değirmen kapasitesini verimli bir şekilde büyütebilmek mümkün kılınmış. Eklenecek her değirmen, bir sonrakinin malzemesini hazırlayarak kapasiteyi istenilen seviyeye rahatça çıkarabilmiş.

 

Görevine yeniden mahkeme kararı ile iade edilen Nusret Beyin kurduğu değirmenin ürünleri yani Eti-1, Eti-2, Eti-3 bütün dünyada Bor şekerinde marka olmuş ve artık diğer firmaya da talepler Eti-1 istiyoruz diye verilmeye başlanmış.

 

Bigadiç işletmesinin ürettiği Bor granüllerinin üretim kalitesi Fransız firmasının kalitesinin çok üstünde olduğu için yeni gelen alım talepleri ancak 3 yıl sonrasına peşinat yatırılıp sıra verilerek kabul edilir hale gelmiş. Böylece Eti Holding kapasite artırımına gitme kararı almış.

 

Firma Eti Holding ile baş edemeyeceğini anlamış. Son bir teklif yapmış, değirmenlerini ve müşteri listesini Eti Holdinge devrederek piyasadan çekilmek istemiş. Eti Holding Genel Müdürlüğü bu teklifi Bigadiç İşletme Müdürlüğüne sorunca Nusret Bey Fransız firmasının değirmen teknolojisinin çok eski olduğunu, hurda sayılacağını, ürettiği ürünlerin bir standardının olmadığını, 1 milimlik granülün içinde kabul edilmeyecek oranda iri parçalar olduğunu, bu yüzden dünya piyasasında ürün markası olarak Eti Holdingin kabul gördüğünü ifade etmiş. Firmanın müşteri listesi olarak satmayı teklif ettiği portföyün ise hiçbir değeri olmadığını, üretimi artırdıkları zaman zaten alıcıların Eti Holdingi tercih edeceğini, bunun 3 yıllık üretim kapasitelerinin peşin para alınarak satılmış olması ile görülebileceğini söyleyerek karşı çıkmış. Bu karşı çıkış ile son görevden alınma gerçekleşmiş.

 

Kendisinden 3 yıllık bu üretim ve görevden alınma, iade sürecini dinlediğimde ne kadar zor bir dönem geçirdiğini gördüm. Bana kızının “baba her gelen yeni Genel Müdür seni niye görevden alıyor, sen hırsız mısın ki?” dediğini gözleri dolarak anlattı. Ancak çok kararlıydı, “artık benim o görevde olmam gerekli değil, yetiştirdiğim personel bu işe sahip çıktı. Ben 6 aydır görevde değilim ama yeni değirmen makinaları geldi, üretim kapasitemiz hızla dünya talebini karşılayacak miktara ulaşıyor, Fransız firmasının bizimle baş etmesi mümkün değil. Biz üretim yaparken ton başına 3 dolar maliyet ile çalışıyoruz. Şu anda Bor’un tonu 250 dolar, biz 254 dolara sattığımızda kardayız. Fransızların bu verimlilikte çalışmaları mümkün değil. Başta ton başına 15 dolar işbirlikçilerine ödemek zorundalar, eninde sonunda iflas edecekler” demişti.

 

Nusret Beyi göreve iade ettikten 6 ay sonra Eti Holding Genel Müdürünü başka bir iş için telefonla aradığımda Nusret Beyi sordum ve Nusret Beyin söylediklerini aktardım. Genel Müdür gülerek Fransız firması piyasadan çekildi, bütün dünyaya biz malzeme veriyoruz, Nusret Beyi de terfi ettirip Holdingde daire başkanı yaptık dedi.

 

Özdemir Bayraktar’ın belgeselinde; Baykar firmasının bugün bütün dünyada insansız hava araçlarında pazar lideri olması sürecinin önüne içerideki işbirlikçilerin nasıl zorluklar çıkardığını izlediğimde aklıma benzer zorlukları yaşayan Nusret Bey ve içerideki işbirlikçi bekçi köpeklerinin bu toprağın evlatlarına nasıl zulümler yaptığı geldi. Ülke için yeni bir teknoloji geliştiren her memleket evladı ne yazık ki bu işbirlikçileri ile mücadele etmek zorunda kaldı. Devrim otomobilinin hikayesinde başarılı olamayan ve TOGG üretilene kadar 60 sene engellenen yerli otomobil markamız gibi nice iş bu işbirlikçi bekçi köpeklerince engellenmiştir acaba diye düşünmeden edemedim. Bir yenilik amaçlayan her memleket evladı bu işbirlikçiler ile mücadele etmeyi göze almalı ve dirayetli olmayı baştan kabullenmeli. Yöneticilerin bu memleket evlatlarına sahip çıkması ülkeye en büyük hizmet olacaktır.

Toplam Okunma Sayısı : 4678