MÜSLÜMANLIK NERDE?
Bu Makaleyi Dinleyin
İslamcılık tartışmaları bana hep Akif'in meşhur şiirini hatırlatır:
"Müslümanlık nerede? Bizden geçmiş insanlık bile"
İnsani değerleri korumak ve yüceltmek iddiası bize son derece basit ve sıradan geldiği için olsa gerek! Daha siyasal hedeflere odaklanmak kaçınılmaz hale gelmiş, toplumun fıtratına dönmesi, fıtratına uygun ilişkiler üretmesi, fıtratına yakışan yönetimleri hak etmesi, siyasetten önce ahlak konusudur. Bu toplumsal ahlakın, siyaset tarafından korunması ya da en azından zarar görmemesi, elbette siyasetle kurulacak sağlıklı ilişkinin altyapısını oluşturur. Aksi takdirde konuyu sadece İslam adına müslüman kimliğiyle siyasal güç elde etme noktasına taşıdığımızda, kaçınılmaz olarak diğer ideolojilerle çatışma ve rekabet beraberinde gelir. İslam'ın temel çerçevesi ve omurgası kimlik tartışmalarının ve çatışmalarının zemini, tarafı, haline getirilmemelidir. Elbette Müslümanlık aynı zamanda bir kimlik inşasıdır ama kimlik çatışmalarının aparatı olarak görülmemelidir. Kapsayıcı ve insan olmaya, insan kalmaya dönük kimlik inşası ile gündelik iktidar mücadelelerinin araçsallaştırdığı kimlikleri birbirinden ayırt etmek gerekir. Kur'an'ın kılıçların ucuna takılması, kimliğin kavga malzemesi haline getirilmesinin tipik örneğidir. Bir kimliğe değer vermek onu korumak ile onu kullanmak ve onun üzerinden iktidar oluşturmak aynı şeyler değildir. 20. yüzyıl koşullarında, sömürge politikalarına tepki olarak gelişen kimlik savunmasına dair islamcılığı ya da iki kutuplu dünyada Müslümanları kendi safına çekmek için karşıtlıklar üzerinden bina edilmiş İslami görünümlü kimlik kutuplaşmalarını, İslam'ın özünden, varlık sebebinden ayırt ederek ele alabilmeliyiz.
İslamcılık ve Kemalizm tartışması bir döneme damgasını vursa da, özünde, ne Kemalizm adına savunulanlar Mustafa Kemal'in sağlıklı bir okunma biçimiydi, ne de İslamcılık diye ortaya koyulan, İslam’ı doğru ve kapsamlı bir anlama kapasitesi taşıyordu. Reddiyeci, tepkisel her ideolojik indirgemeci yaklaşım, hayatın gerçekleri karşısında eksik kalır.
Bugün de, eski kalıpların tekrarı, çatışması üzerine bir güncel çözüm bina etmek mümkün değildir. İslam özünde bir toplumsal ahlaki dönüşüm iradesidir. Mustafa Kemal de bir ülkenin mümkün olduğu kadar bağımsızlık mücadele örneğidir.
İkisi birbirinin alternatifi değildir. Yenmek, yenilmek, teslim olmak, boyun eğmek gibi kavramlarla bu ilişkiyi tarif etmek yerine, anlamaya çalışmakla, dersler çıkarmakla doğru analiz edebiliriz.
Toplam Okunma Sayısı : 349