Sorun Siyasalsa Çözüm Toplumsaldır

SORUN SİYASALSA ÇÖZÜM TOPLUMSALDIR

Bu Makaleyi Dinleyin
Parça: 1 / 1

Siyasal alanla toplumsal alan ilişkisinde genellikle kolaya kaçmayı tercih ederiz. Siyasal alan üzerinden çözüm geliştirmenin kolay olduğunu sanır ama üzerimize düşen siyasal sorumlulukları yerine getirmek yerine, karşı tarafın siyasal sorumluluğuna atıf yaparız. Oysa siyasal uzlaşmazlıklarda çözüm yeri, değerler dünyası ile toplumsal uzlaşının katılımcı biçimde buluşmasıdır.

 

Türkiye siyasetinde en temel kangrenleşmiş sorun alanlarının birinde, belki birincisinde bir süredir ezber bozan açıklamalar, Kürt siyasetinin legal temsilci iddiasında bulunanlar tarafından ısrarla sahiplenilmiyor. Toplumsal desteği fanatik grupların iknası olarak gören yaklaşımla, uzlaşı kolay değildir.

 

Toplumun geniş kesimleri bu konuda daha makul, hatta özeleştiri içeren mesajlar duymayı tercih ederken, fanatikler sürekli karşıyı suçlamayı, karşının sorumluluk alanlarını işaret etmeyi tercih ederler. Önce MHP lideri Devlet Bahçeli'nin çıkışı, ardından Öcalan'ın buna uygun açıklaması ne yazık ki siyasal yasal partinin temsil makamlarında aynı cesareti yansıtmadı. Eski ezberler, endişeler ve itham dili, barış kültürü ve katılımcı barış iradesi için en ciddi risk konumuna geldi.

 

Önce Suriye, sonra İran'ın yaşadığı süreçler, dış faktörler itibariyle yeterince risk oluşturuyorken, tamamen siyasal temsil alanlarının iradesi ile aşılabilecek riskleri ortadan kaldırma çabası zamana yayılıyor. İktidar  tarafının bu konuda ne kadar cesur olması gerekiyorsa, muhalefetin ondan daha cesur, daha risk alan yaklaşımlar ortaya koyması gerekiyor.

 

Öcalan'ın muhatap olması, siyasal rol üstlenmesi, sanıldığı gibi DEM Partisi'nin daha radikal bir pozisyon almasıyla kolaylaşmış olmaz. Aksine toplumsal meşruiyeti ve özellikle endişeli Türk milliyetçisi çevreleri ikna edecek bir dilin gelişmesi, tüm taraflar açısından çok daha yapıcı katkı sunacaktır. Hem popülist hamaset içeren ajitasyon dilini kullanalım, hem de görüşerek sorunları çözmeye devam edelim alışkanlığı, beklenmedik bir kırılma ile karşılaşabilir. Bir anda sürece karşı olan, itirazı olan çevrelerin elini güçlendirecek gelişmeler yaşanabilir. Bu durumda verilen bütün emek, sergilenen bütün fedakarlık ve ortaya çıkan çaba heder olacağı gibi, tam tersine, başlamış ve yarım kalmış bütün süreçlerde görüldüğü gibi, başlangıç noktasından daha geriye giden bir tablo ile karşılaşabiliriz. Oysa geri dönüşü olmayan ve mutlaka toplumsal barışla sonuçlanan bir aşamadayız.

 

Konuyu elbette hukuki adımlarla desteklemek, özellikle silahsızlanma ve cezaevleri tablosunu rahatlatacak hukuki adımların hızlanmasını istemek haklı ve yerinde bir taleptir. Ancak bunu hızlandıracak olan da, yine agresif bir çatışma dili değil, yapıcı onarıcı uzlaşı dilidir. Tehdit dilinin, nefret söyleminin Türkiye'ye ne kadar ağır bedeller ödettiğini en ağır biçimde yaşayan toplumsal kesimlerin, hoyratça bu dili tekrarlama lüksü, fantezisi olamaz.

 

Siyasal sorunu, siyasal polemiklerle değil, siyasal cesaretle ele almak gerekir. Konuyu statü tartışmasına kilitleyerek, toplumu irite etmek, çözümsüzlüğü tercih etmektir.

Toplam Okunma Sayısı : 230