YILDIRIMHAN

YILDIRIMHAN

Bu Makaleyi Dinleyin
Parça: 1 / 3

Yıldırımhan balistik füzemiz Saha Expo 2026 fuarında Savunma Bakanlığı tarafından tanıtıldı. Yıldırımhan sadece Türkiye'de değil bütün gönül coğrafyamızda büyük bir sevinç ve gururla karşılandı. Yıldırımhan füzemizin boyu, eni, ağırlığı, menzili konuşuldu ya da bununla ilgili Savunma Bakanlığımızın verdiği bilgiler herkes tarafından paylaşıldı. Gelin bu yazımızda biz füzemize enerjisini veren yakıt teknolojisini konuşalım.

 

İlk önce nereden çıktı bu Yıldırımhan, şapkadan tavşan çıkarır gibi birden duyuruldu, var bir propaganda hilesi diye düşünenlere cevap verelim. Hiçbir şey öyle birden şapkadan çıkmaz. Yıldırımhan balistik füzemiz aslında Delta-V şirketimizin yıllardır üzerinde çalıştığı ve defalarca deneme yaptığı bir teknolojinin üzerine inşa edilmiştir. Delta-V şirketimiz yıllardır Sinop’da bulunan test merkezimizde küçükten başlayarak her seferinde büyüttüğü füzeleri ile atmosfer üstü seviyelere çıkmayı geçen sene başarmıştı. Bu şirketimiz parafin bazlı geliştirdiği yakıt teknolojisi ile adım adım füzelerini atmosfer üstü seviyelere çıkarmıştır. İsteyen internet ortamında Delta-V yazıp bu şirketin yıllar içinde yaptığı denemelere bakabilir. İşte Yıldırımhan füzemiz yıllardır geliştirilen parafin bazlı yakıt kullanan bu hibrit motora dayanmaktadır.

 

Roket teknolojileri kullandıkları yakıtlara göre iki ana kola ayrılırlar. Basitliği ve yüksek itiş gücüyle bilinen katı yakıtlı motorlar ile yüksek verimliliği ve kontrol edilebilirliği ile öne çıkan sıvı yakıtlı motorlar. Bu iki teknolojinin avantajlarını kullanmak için günümüzde, hibrit (melez) roket motorları geliştirilmeye çalışılıyor. Hibrit teknoloji maliyet etkinliği ve güvenlik açısından tercih ediliyor.

 

Katı yakıtlar çok yüksek itme gücü oluştururlar ama yanmasını kontrol etmek çok güçtür. Bir haznede bulunan katı yakıtı ateşlediğinizde o haznenin içinde bulunan bütün yakıt bitene kadar artık ateşlemeyi durdurmanız çok mümkün değildir. Aslında bu tamamen imkansız değildir ama karmaşık teknolojiler kullanıldığı için maliyetleri yüksektir. Savaşlarda esas önemli olan ise en az maliyet ile en yüksek verimliliği elde etmektir. En son İran - ABD (İsrail) savaşında maliyetlerin ne kadar önemli olduğu bir kere daha ortaya çıkmıştır. İran’ın en fazla 50 bin dolarlık füzesini durdurmak için karşı taraf milyonlarca dolarlık füzeler atmak zorunda kalmıştır. İran pes etmediği ve devamlı füze atmaya devam ettiği için sürdürülemez hale gelen bu savaş kesilmek zorunda kalınmıştır.

 

Sıvı yakıt teknolojisi ise basit bir şekilde arabalarımızda kullandığımız motorlar gibi çalışır. Sıvı yakıtı bir pompa yardımı ile yanma odasına püskürtürsünüz ve yakıt akışını istediğiniz zaman açıp, kapatarak çok verimli bir yakıt kullanımı elde edersiniz. Atmosferin üst katmanlarına çıkan balistik füzelerde yakıt performansı çok önem kazanmaktadır. Katı sıvı yakıt karışımı kullanarak belli bir atmosfer seviyesine çıkardığınız füzeniz için artık devamlı yakıt kullanmanıza gerek yoktur. Çünkü artık o seviyede yer çekimi çok düşük olduğu için hızınızı arada bir ayarlayacak ateşlemeler sizin daha uzak menzillere daha fazla yükü götürmenizi sağlar.

 

Yıldırımhan bu iki sistemin avantajlarını birleştiren parafin bazlı yakıt sistemi ile ön plana çıkıyor. Yıldırımhan’ın çalışma prensibi, yakıt ve oksitleyicinin farklı yerlerde depolanmasına dayanıyor. Geleneksel sistemlerde bu iki bileşen ya homojen bir hamur halindedir (katı) ya da her ikisi de sıvıdır. Klasik sıvı yakıt teknolojisinde sıvı yakıt tankı, oksijen tankı (çünkü uzayda yanmayı sağlayan oksijen olmadığı için füze ile oksijen de taşınır)  yakıtı yanma odasına basan yakıt pompası ve oksijen pompası bulunur.

 

Yıldırımhan yakıt olarak özel bir parafin formülasyonu kullanır. Geleneksel hibrit motorlarda kullanılan kauçuk bazlı (HTPB) yakıtların aksine parafin, yanma sırasında yüzeyde düşük viskoziteli bir sıvı tabakası oluşturur. Yanmayı başlatmak ve sürdürmek için tanktan gelen sıvı oksijen (LOX) veya benzeri bir oksitleyici, yanma odasına yüksek basınçlı enjektörler vasıtasıyla püskürtülür. Bu hibrit sistemde sıvı olan yakıt değil yanmayı sağlayan oksijendir. Oksijeni açıp kapatarak parafin bazlı katı yakıtın sıvılaşıp yanmasını kontrol edersiniz.

 

Geleneksel hibrit motorların en büyük teknik zorluğu, gerileme hızı denilen (regression rate) katı yakıtın yanarak tükenme hızıdır. Klasik hibritlerde bu hız çok düşük olduğu için uzun süreli ve güçlü itki üretilemez. Yıldırımhan’da kullanılan parafin teknolojisi bu sorunu "sıvılaşan katman" (liquefying layer) mekanizmasıyla çözer. Oksitleyici akışı katı yakıt yüzeyini ısıtır. Yüzeyde ince, kararsız bir sıvı tabakası oluşur. Yüksek hızlı oksitleyici akışı, bu sıvı tabakasını atomize ederek küçük damlacıklar halinde yanma akışına dahil eder. Bu durum, buharlaşma yüzey alanını binlerce kat artırarak yanma hızını ve dolayısıyla itkiyi (thrust) çok hızlı şekilde yükseltir.

 

Katı yakıtlı sistemlerde tüm gövde yanma odası işlevi görür ve yüksek ısıya maruz kalır. Hibrit sistemlerde ise yanma sadece yakıtın kullanıldığı bölümde (port) gerçekleşir; yakıtın geri kalanı doğal bir yalıtkan görevi görerek dış gövdeyi ısıdan korur.

 

Güvenlik açısından en kritik fark, bir arıza anında ya da hızın devamı için çok fazla yanmaya ihtiyaç duyulmayan üst katmanlarda oksijen deposunun ağzı kapatılarak yanma anında durdurulabilir. Bu yetenek, Yıldırımhan’ı uzay görevlerinde ve hassas manevra gerektiren platformlarda benzersiz kılmaktadır.

 

Yıldırımhan’ın kullandığı hibrit motorun sağladığı yüksek egzoz çıkış hızı, füzeyi süpersonik seviyenin üst sınırlarına taşır ve hipersonik seviyeye ulaştırır. Özellikle atmosferin ince olduğu yüksek irtifalarda Mach 4 ile Mach 6 (hipersonik eşiği) arasındaki hızlara çok rahat ulaştırabilmektedir.

 

Neden bu hipersonik hızlara çıkılmak istenmektedir çünkü hipersonik hızlara çıkan balistik füzelerine karşı savunma yapmak çok zordur. Hız ne kadar artarsa onu avlamak o kadar zordur. Yıldırımhan füzesinin kullandığı hibrit motor ile tekrar tekrar ateşleme yaparak füzenin hızını ve yönünü defalarca değiştirmek mümkün hale gelir. Sık sık yön ve irtifa değiştiren bir balistik füzeyi avlamak mümkün görünmemektedir. İran’ın yön değiştiremeyen basit teknolojili balistik füzelerini vurmakta zorlanan zamanımızın savunma füzelerinin hibrit motor teknolojisi kullanarak defalarca yön ve irtifa değiştirebilen Yıldırımhan füzemize karşı etkili olması mümkün görünmüyor.

 

Katı yakıtlı motorlar genellikle 250 saniye civarında bir Özgül İtki (Isp) sunarken, Yıldırımhan gibi hibrit sistemler 280 ile 330 lps seviyesine çıkıyor. Bu aynı miktar yakıtla daha uzun menzil veya daha fazla faydalı yük taşıma kapasitesi demektir.

 

Uzay sınırı kabul edilen 100 km yukarıya çıkabilen balistik füzeler ne kadar hızlanırlarsa ve hızlarını ne kadar uzun süre korurlarsa o kadar tehlikeli olmaktadır. Balistik füzelerin en savunmasız oldukları yer aslında uzay boşluğuna çıktıkları o andır. Çünkü bu kadar yükseğe çıkan bir füzenin güçlü radarlar tarafından tespit edilmesi mümkün hale gelmektedir. Radar verileri hesaplanarak füzenin rotası hesaplanmakta ve onu avlayacak karşı füze atılmaktadır. Eğer balistik füze hedefine giderken defalarca yön ve irtifa değiştirebilirse onu avlamaya gelen füzeler tarafından yok edilmesi mümkün değildir. Geliştirdiğimiz hibrit teknoloji bize bu hedef değiştirme imkanını tanımaktadır.

 

Hedefine doğru dalışa geçen füzeler artık anlık olarak çok fazla hızlanabilmektedir. Kendi hızlarına yer çekiminin sağladığı ivmelenmeyi de katan füzenin durdurulması mümkün olmamaktadır. Hele bu düşme anında yeni bir yön değiştirme yapma kapasitesine sahip balistik füzelerin avlanması mümkün değildir.

 

Burada kamuoyunun genel olarak yanlış bildiği bir konuya değinmek lazım. Hız hipersonik balistik füzelerde çok önemlidir ama işe yaramayan hız değil. Füzelerin esas amacı hızlı gitmek değil bir hedefi imha edilmeden vurarak yok etmektir. Bunun için füzenin öncelikle hedefine vurulmadan gitmesi gerekir. Yani yolda karşı savunma füzeleri tarafından tespit edilip, yakalanıp, imha edilmemesi gerekir. Bunun için füzelerin hem kendisini gönderen merkez ile haberleşmesi hem de kendi üzerinde bulunan radar ya da infaret tarayıcılar gibi sensörlerinin çalışması gerekir. İşte bu sensörlerin çalışması bir hızı geçtikten sonra şimdiki teknoloji ile mümkün değildir ya da fiyat-performans oranıyla maliyetlidir. Bu yüzden balistik füzeler için hız önemlidir ama daha önemli olan giderken kendisini imha etmek için gelen savunma füzelerini tespit edip, onlardan kaçınma manevrası yapabilmesidir. Bu manevraları yapabilmesi için tespit sensörlerinin, manevra kabiliyetinin çalışacağı hızlarda gitmesi lazımdır. Bu yüzden 15-20 mach hızlarda giden bir füzenin (ki bu hızlara dayanıklı malzeme kalitesi çok zor ve pahalıdır) sensörlerinin çalışması mümkün değildir. Ne kadar hızlı giderse gitsin kaçınma manevrası yapmadan çok hızlı giden bir balistik füzenin gidiş yörüngesi hesaplanır, belli bir zamanda nerede olacağı hesaplanan füzenin önünde en az 2 tercihen 3 önleyici füze patlatılarak o bölgede bir parçacık bulutu oluşturulur. Çok hızlı giden füze en küçük parçaya çarptığında dahi patlayarak imha olur. Yani eli sopalı TV yorumcularının ‘Yıldırımhan 15-20 mach hızlara çıkıyor demelerinin bir anlamı yoktur.

 

Bir başka husus da füzenin isabetli olabilmesi ara ara kendi yönünü düzeltmesine bağlıdır. Bir füze önceden yüklenen bir yörünge koordinatı ile hedefi isabetli vuramaz. Hava olayları, anlık hız değişimleri, konum tespit hataları gibi nedenlerle bu düzeltmeleri yapamayan bir füze atılan yerin çok uzağında patlar. İşte bunun için de sensörlerinin çalışabileceği bir hızda gitmesi gerekir. Atılan İran füzelerinin bir çoğunun koskoca kenti ıskalaması bu sensörlerinin olmaması ya da düzgün çalışmaması nedeniyledir. İranın hızlı balistik füzeleri psikolojik etki yapmıştır ama düşmanlarına esas hasarı veren çok yavaş giden ancak çok fazla atılan şahit dronları vermiştir.

 

Hibrit motorların bir çok başka avantajları da vardır. Hibrit motorlar ya da yakıtları patlayıcı madde sınıfına girmediği için sivil limanlardan taşınabilirler. Bunlar için özel hangarlar gerekmez çünkü yüksek verimli oksijen ile buluşmadan patlama tehlikesi yoktur. Bu hibrit teknoloji sıvı yakıtlı motorların en pahalı bileşeni olan yüksek basınçlı turbo-pompalara ihtiyaç duymaz, oksijeni yakıta veren basit tek bir pompa sistemi yeterlidir. Tek yapılı bir motor tasarımına sahiptir, sadece oksitleyici akışı değiştirilerek farklı görevlerde (seyir füzesi, hedef uçak veya uzay aracı) kullanılabilir.

 

Yıldırımhan, sadece bir roket motoru değil, Türkiye'nin uzay ve savunma eko sisteminde "maliyet etkin" bir güç çarpanı olarak göz doldurmaktadır. Geleneksel katı yakıtın hantallığını ve sıvı yakıtın aşırı karmaşıklığını reddeden bu teknoloji, özellikle Ay Misyonu gibi derin uzay hedefleri ve yüksek hızlı füze sistemleri için geleceğin standart itki sistemi olmaya adaydır. Uzay seviyesine çıkan füzeleri ile bu yerli teknoloji, Türkiye’yi küresel hibrit itki pazarında oyunun kurallarını yeniden koyan ana oyunculardan biri haline getirecektir.

Toplam Okunma Sayısı : 904