KÜRTLER HANGİ FIRSATI DEĞERLENDİRMELİ?
Bu Makaleyi Dinleyin
Son derece sorunlu bir tarih okumasıyla, Kürtlerin yüzyıl önceki fırsatı kaçırdığı yaklaşımı, meşhur bir ezberdir. Osmanlı parçalanıp, içinden ulus devletler çıkarılırken, Kürtlerin tarihi bir fırsatı kaçırdığı iddia edilir. Bu okuma biçimi, tarih metodolojisi başta olmak üzere, her açıdan son derece sorumludur.
Geriye bakmak ve keşkelerle hayal kurmak yerine, günü okumak ve yarınlara dair doğru yerde pozisyon almak, Kürtler gibi tüm halkların yararınadır. Yüzyıl öncenin dengelerini, imkanlarını, risklerini, çaresizliklerini, ortaya koymadan, bugünden kesilecek ahkamlar, yarınları da karartmaktan başka işe yaramazlar.
Bugün itibarıyla Ortadoğu'da çok daha büyük başka fırsatların ortaya çıktığını görmek, Türkler, Araplar, Kürtler başta olmak üzere tüm toplumların önceliği olmalıdır. Bu fırsat, sanıldığı gibi ülkeleri bölen, mikro iktidarlar planlamak değil, aksine tüm bölgeyi büyüten, yeni buluşmalara, ortaklaşmalara tutkal olmak, köprüler kurmaktır.
Amerika'nın İsrail ile girdiği angajman ilişkisi her an kırılmalar doğurabilecekken, Avrupa, Amerika'ya karşı farklı bir duruş arayışı ortaya koyarken, Ortadoğu halkları için de yepyeni bir imkan gelişmektedir. Ortadoğu'da kendi halkı ile kavgalı, batıya bağımlı yönetimlerin ciddi bir sarsılma yaşayacağı döneme giriyoruz. Ya politik dönüşüm, ya aktör değişimi kaçınılmaz görünüyor. Bahreyn'de yaşanan tartışma ve gelişmeler, kısa sürede tüm Körfez ülkelerini bu yönde arayışlara götürebilir.
Amerika'nın Ortadoğu'dan çekilme arayışı, savaş sonrasında çok daha farklı bir boyut kazanabilir. Bölgenin kendi kaynaklarını yönetmesi ve özellikle geniş halk kesimiyle paylaşmayı becermesi, Ortadoğu'da bambaşka bir siyasal atmosferin perdesini açabilir.
İnsani yaşam standartlarındaki gerilik, büyük oranda kaynakların sömürülmesi ve adaletsiz paylaşımıyla bağlantılıdır. Bunu sorgulayan ve aşmaya çalışan bir bilinç, Ortadoğu'yu hızla dönüştürebilir. Bu bilincin uyanma arefesinde, Kürtlerin tersine pozisyonlar araması kabul edilebilir bir durum değildir. Kürtler uğradıkları haksızlık ve mağduriyeti öfke ve öç alma kompleksiyle feda etmek yerine, yarınlara dönük bölgesel arayışlara katkı sunarak, inisiyatif elde etmek için akıl yürütmeliler.
Dar mezhepsel ya da etnik çatışmalarla, bölge halklarını birbirine kırdırıp kaynaklarını sömürme oyununu bozmak için, tarihi bir fırsat var. Bu imkanı değerlendirmek için, tarihin bu kırılma döneminde, yanlış yerde yanlış yönde durmamak, hayati öneme sahiptir.
Ortadoğu'da, Avrupa Birliği benzeri bir kültürel, ekonomik ve siyasi işbirliği için, bugüne kadar hiç olmadığı düzeyde zemin oluşmaktadır. Kürtler de bu coğrafyanın bir parçasıdır ve sosyolojik bir dinamiğin siyasal bir denklemin dışına itilmesine izin verilmemelidir. Silaha dayalı hak arama yöntemlerinin ortamı kalmadığı gibi, aksine mevcut kazanımları da heder edecek riskleri tetikleyeceği açıktır. İran'a yönelik yıkım ve parçalama operasyonu boşa çıktığında, Kürtlerin bu süreçte nasıl bir tavır takındığı son derece kıymetli hale gelecektir.
Körfez ülkelerinin bile Amerikan üslerinden kurtulma ikliminin oluştuğu bir dönemde, Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgeleri, Amerikan üssü ya da İsrail mevzisi gibi konumlandırmaya dönük arayışlar, hayal kırıklığına mahkumdur. Kürt silahlı grupları, Azerbaycan hükümeti ya da Beluç dinamikleri üzerinden yoklaması yapılan operasyon, büyük oranda boşa çıkmıştır. Bu aşamadan sonra Amerikan yönetimi, ister algıya dayalı bir zaferle adım adım çekilme stratejisini hayata geçirsin, isterse tam tersine büyük bir insanlık kıyımına sebep olacak bombardıman tercihlerini denesin, her durumda Kürtlere yakışan insanlığın karşı karşıya bulunduğu yol ayrımında, insanca, onurluca bir siyasi duruş ortaya koymaktır.
Toplam Okunma Sayısı : 442