MUHATAPLIK, TUTARLILIK VE KONTROLLÜ GERİLİM
Bu Makaleyi Dinleyin
Kriz yönetiminde muhataplık konusu son derece belirleyicidir. Daha önce 9 kez denenen ve son bir yıldır yeniden çaba sarf edilen bir alanda, sonuca ulaşmanın, toplumsal moral açısından önemi son derece büyüktür. Elbette konunun güvenlik gerektiren kritik boyutlarının, sadece ilgililerle ve dikkatlice ele alınması anlaşılır bir durumdur. Bu çabayı sabote etme eğilimindeki açık uluslararası aktörler nedeniyle, kritik noktaların mahrem tutulması, kaçınılmaz olarak ihtiyaçtır. Ancak işin asıl öznesi, son muhatabı ve karar vericisi olan asli kurucu konumundaki halkın algısını önemsememek, sağlıklı bir durum doğurmaz. Toplumun açık kaynaklardan gördüğü ve okuyabildiği kadarıyla, çelişki, tutarsızlık ve çatışma algısı, bir süre sonra, inançsızlık güvensizlik ve umut kaybına zemin oluşturabilir.
Başından beri, temsil konumunda olanlara kıyasla, halkın çok daha olumlu yaklaştığı, hesapsız biçimde serin kanlı ve ama dikkatli ele aldığı, bu sürece dair güven kaybı oluşturacak davranışlardan, yaklaşımlardan, açıklamalardan, kaçınmak gerekir. Doğal olarak tarafların birbirine dönük güvensizliği nedeniyle, zaman zaman tercih edilen ikili siyaset ve kontrollü gerilim stratejisi, her an bardağı taşıran son damla, ya da ipin kopacağı nokta haline gelebilir.
Ortadoğu'da bıçak sırtında yürüyen sürecin, kalıcı barışa dönüşmesi noktasında, herkesin çok özenli ve dikkatli olması gerekir. Popülist davranıp fanatik tabanları memnun etme çabası, filmin kopmasına dönük her yolu deneyenler için, büyük bir fırsata dönüşebilir. Tam bu noktada sorunun çözümünde muhataplık konusu işlevsel olarak ele alınmalı, amaçsal yorum ortaya konmalıdır. Yani amaca en kolay, en etkili hizmet edecek yaklaşım ve aktörler üzerinden ilerlenmelidir.
Aktörler arası rekabet ve pozisyon kapma arayışları, neredeyse sorunun esası kadar belirleyici riskler doğurabilir. Başından beri, Öcalan'ın, kamuoyunda egemen olan toplumsal algısı nedeniyle, bu işin Öcalan üzerinden yürümesine karşı olan ve daha çok siyasi aktörlerle ilerlemek isteyenler bu noktayı göz ardı ediyorlar. Nihai silah bırakma kararının muhatabı elbette silahlı örgüt ve yöneticileridir. Onların bu kararı almasının iki önemli etkeni tarif edilebilir. Birisi bölgesel uluslararası gelişmeler, diğeri ise örgüt üzerinde etki yapabilecek iç dinamikler. Bu iç dinamikler arasında, toplumsal destek ve bakış açısı ne kadar belirleyiciyse, Öcalan'ın tarihsel misyonu ve yaklaşımı da o kadar önemlidir. Şüphesiz örgütün bazı noktalarda doğrudan bilgi sahibi olması, sağlıklı iletişim kurulması açısından vazgeçilmez boyut içerir. Bunun dışında, kendileri de bir irade beyanı olarak ortaya koydukları için, Öcalan'ın tartışmasız rolü, en etkili kolaylaştırıcı faktör olabilir. Burada da Öcalan'ın mesajlarının doğru anlaşılması, doğru iletilmesi, yani muhataplarına doğru taşınması belirleyici olacaktır.
Öcalan'ı basit biçimde araçsallaştırarak, işine geldiği biçimde mesajları şekillendirmek, içini boşaltmak, önümüzdeki günlerin risk alanlarından birisidir. Öcalan'ın daha net ve kararlı mesajlar vermesi, sürecin hızlanması ya da tıkanmasında önemli rol oynayacaktır. Bu rolü başka herhangi bir siyasi aktörün oynamasını beklemek, konunun gerçekliğinden ve ciddiyetinden habersiz hareket etmektir. Bu tavır, kimseyi dışlamak, katkısını yok saymak anlamına gelmez. Aksine kim hangi boyutta ne kadar katkı sunabiliyorsa, bunun yolu ve imkanı açılmalıdır. Ancak, rol kapmaya dönüşme riski, sağlıklı yönetilmezse, alınan mesafe de heba olabilir.
Çözümsüzlükten faydalanmak isteyen, kendisine siyasi alan açmayı bekleyen, kimi Türk milliyetçisi çevreler gibi, Kürt siyaseti içerisinde de gerilimi, karamsarlığı öfkeyi ve nefreti siyaset malzemesi yaparak, sorunu çözmek yerine, yönetmeyi tercih eden eğilimler gelişecektir. Bu alışkanlık ve statükocu yaklaşımlar, dilde ezberleri, eski söylemleri, güvensizlik içeren gündemleri, ön plana çıkarmaktadır.
Kendi mahallemizi motive etmeye, ikna etmeye çalışırken, empatiyi göz ardı eder, karşı mahallede de tepkiyi körüklerseniz, umutla beklenti içerisinde olan geniş kitleleri, karamsarlığa, umutsuzluğa sürüklersiniz. Böyle dönemlerde, sesi çok çıkan örgütlü çevrelerden çok, sessiz yığınların iknası çok daha belirleyici olabilir. Kontrollü gerilim tercihiyle sürekli sorun alanlarını kaşımak, şartlar olgunlaştığında gerçekleşmesi kaçınılmaz olan adımları öne çekmeye kalkmak ve nihayet "biz söyledik oldu" psikolojisi içerisinde tavır ortaya koymak, önümüzdeki günleri riske sokacak yaklaşımlardır. Bu tür süreçlerde, öne çıkma hevesleri yerine, perde arkasından katkı sunma çabaları, gayretleri, belki hiçbir zaman öğrenemeyeceğimiz isimsiz kahramanlar doğuracaktır.
Siyasi kariyer planlamasında, ülkenin en can yakıcı konusunu araçsallaştırma eğilimi, hem Kürt siyasetini hem Türk milliyetçiliğini zehirleme potansiyeli taşımaktadır. Eğer, amaçta, ulaşmak istediğiniz noktada uzlaşıyor ve Türkiye ütopyasında, Ortadoğu fotoğrafında ortaklaşıyorsanız, yöntem, yol, dil ve araçlar konusunda makul bir uzlaşı yakalayabilirsiniz. Ancak kafanızda kurguladığınız varış noktası, birbirine zıt ve karşıt pozisyonlar içeriyorsa, sorun dil ve yöntem sorun olmaktan çıkar.
Toplam Okunma Sayısı : 1136