YASA VE UYGULAMA
Bu Makaleyi Dinleyin
TERÖRSÜZ TÜRKIYE’DE ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR
Yarım asra yaklaşan bir döneme damgasını vuran en can yakıcı sorunu geride bırakmanın kritik eşiği meclis kapanmadan yasalaşan düzenlemedir. Bu düzenlemenin yaz sonuna kalması, psikolojik açıdan ciddi bir güven bunalımına dönüşebilirdi. Nitekim yasanın çıkmama ihtimali birçok çevrede karamsar yorumlara zemin oluşturmuştu. 467 gibi geniş bir uzlaşmayla parlamentoda yasal düzenlemenin kabul edilmesi, siyaset açısından önemli bir adımdır. Bundan sonrasında, yasanın doğru anlaşılması sağlıklı yorumlanması ve uygulanması noktasında, kararlı adımlar atılması son derece kritiktir. Yasa metnini, dondurulmuş ve şekli biçimde okumak yerine, dinamik bir süreç olarak ele alıp, amaçsal yorumla genişletmek hiç şüphesiz anlamlı olacaktır.
Yasa metnine dair gerek KCK gerekse DEM çevrelerinde dile getirilen eleştiriler, bu konuda ciddi bir bilgi ya da iletişim eksikliği olduğunu ortaya koymaktadır. Kürtlerin silah konusundaki kararına MGK teyidi bir şart olarak konulmuşsa, bu hiç şüphesiz silahlı unsurlar için, örgüt üyeleri için değil, Türkiye toplumunun konuya daha büyük güven duyması içindir. Örgütün üst düzey yöneticileri, yasanın kapsamlı biçimde uygulanması konusunda etkin bir tavır ortaya koyarlarsa, hiç şüphesiz bunun ifade edeceği anlamı da Türkiye devleti takdir ederek gereğini yapmaktan çekinmeyecektir. Siyasetin silahsız döneme kendisini uyarlayabilmesi, hem Kürtler hem Türkiye açısından kalıcı bir kazanım olacaktır. DEM Partisinin bu sürece uygun biçimde yapılanması, yeni bir siyaset dili ortaya koyması, bundan sonrası açısından belirleyici sonuçlar doğuracaktır.
Kongrenin, tüzük nedeniyle yapılmak zorunda olduğunu hepimiz biliyoruz.
Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli "barış ve demokratik toplum çağrısı" bugüne kadar DEM siyaset diline yeterince yansıtılamadıysa bunun bir izahı olmalı değil mi ? Bahçeli ısrarla DEM kitlesini sürece katacak açıklamalar yaparken, DEM bu konuda neden Öcalan'ın çıtayı koyduğu yere yaklaşma niyet ve çabası bile ortaya koymamıştır!
25 yıldır Öcalan'ın Kürt legal siyasetiyle ilişkisi hep sorunlu oldu. Açık biçimde Öcalan'ın görüşlerine karşı çıkmak yerine, önerilerinin içi boşaltılıp bağlamından koparıldı. Çatı Partisi Girişimi, Demokratik Toplum Hareketi bunlardan başlıcaları.
Bugün farklı olarak Öcalan'ın farklı kanallarla iletişime girmesi ve ortam sağlandığında doğrudan topluma mesaj verebilmesi tüm taşları yerinden oynatabilir.
Öcalan'ın "silahlı süreci bitirme" konusundaki gücünü idrak edemeyenlerin, yıllardır kendilerine daha kolay muhatap arama oyunları yüzünden, bu süreç en az 5 yıl geç başlamak zorunda kaldı.
Bundan sonrasında, toplumsal barış ve demokratikleşme çalışmalarında elbette herkes söz sahibi olabilir, katkı sunabilir. Yeter ki sürece samimiyetle inanıp, içlerine sindirerek, yapıcı yaklaşımı, kişisel kariyer planlarının önüne koysunlar.
Yasa Meclise gelmeden kısa bir süre önce bile, son derece sorunlu, olumsuz hava estiren açıklamalara, Öcalan son görüşmede müdahale etmedi mi? Sürece dair hem Kürt muhafazakar ve liberal çevrelerde, hem de Türk milliyetçisi çevrelerde, Öcalan ve DEM'in muhatap alınmasına dair endişeler devam etmektedir. Silah bırakma sürecinin muhatapları ile hak ve özgürlükler konusunun muhatapları gayet tabii aynı olmayacaktır.
Sadece Kürtlere özgü bir hak kategorisi olamayacağına göre tüm Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti, adalet konularında ilerleme sağlanmasının muhatabı bir kişi ya da parti değil tüm toplumdur. Temsili demokrasi yerine toplumsal taleplere dayalı bir demokrasi, Kürt, Türk, Alevi, Sünni herkes, hepimiz için yarınlarda birlikte yaşama iradesini güçlendirecektir. İsrail'in bir süredir bazen Amerika'ya bile rağmen Gazze ve Lübnan'da uygulamakta ısrar ettiği saldırgan politikanın kritik eşiğine gelmiş bulunmaktayız.
Kimi Avrupa ülkelerinin Netanyahu ile ilgili takındıkları tavır ve tepkisel tutum, hiç şüphesiz Amerikan toplumu için de bir anlam içermektedir. Hem İsrail'de Ekim ayında yapılacak seçimlerde, Netanyahu karşıtlarının ciddi bir başarı elde etme ihtimali, hem de Amerika'da Kasım ayında yapılacak seçimlerde Demokratların başarılı çıkması, Ortadoğu'da yeni bir dengenin oluşmasına zemin oluşturabilir. Türkiye iç siyasetinin seçim atmosferiyle kutuplaşma ortamına evrilmesi, dış politika ve güvenlik alanlarında ortak iradenin sergilenmesine engel teşkil etmemelidir. İsrail tehdidi karşısında, etnik, inançsal hiçbir farklılık önem ifade etmez. Netanyahu yönetiminin kaos çıkartma stratejisi karşısında, Türk, Kürt, Arap, Fars herkes ortaklaşmayı, ortak menfaatler etrafında buluşmayı tercih etmelidir.Kimi Avrupa ülkelerinin Netanyahu ile ilgili takındıkları tavır ve tepkisel tutum, hiç şüphesiz Amerikan toplumu için de bir anlam içermektedir. Hem İsrail'de Ekim ayında yapılacak seçimlerde, Netanyahu karşıtlarının ciddi bir başarı elde etme ihtimali, hem de Amerika'da Kasım ayında yapılacak seçimlerde Demokratların başarılı çıkması, Ortadoğu'da yeni bir dengenin oluşmasına zemin oluşturabilir. Türkiye iç siyasetinin seçim atmosferiyle kutuplaşma ortamına evrilmesi, dış politika ve güvenlik alanlarında ortak iradenin sergilenmesine engel teşkil etmemelidir. İsrail tehdidi karşısında, etnik, inançsal hiçbir farklılık önem ifade etmez. Netanyahu yönetiminin kaos çıkartma stratejisi karşısında, Türk, Kürt, Arap, Fars herkes ortaklaşmayı, ortak menfaatler etrafında buluşmayı tercih etmelidir.
YASA VE UYGULAMA
TERÖRSÜZ TÜRKIYE’DE ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR
Yarım asra yaklaşan bir döneme damgasını vuran en can yakıcı sorunu geride bırakmanın kritik eşiği meclis kapanmadan yasalaşan düzenlemedir. Bu düzenlemenin yaz sonuna kalması, psikolojik açıdan ciddi bir güven bunalımına dönüşebilirdi. Nitekim yasanın çıkmama ihtimali birçok çevrede karamsar yorumlara zemin oluşturmuştu. 467 gibi geniş bir uzlaşmayla parlamentoda yasal düzenlemenin kabul edilmesi, siyaset açısından önemli bir adımdır. Bundan sonrasında, yasanın doğru anlaşılması sağlıklı yorumlanması ve uygulanması noktasında, kararlı adımlar atılması son derece kritiktir. Yasa metnini, dondurulmuş ve şekli biçimde okumak yerine, dinamik bir süreç olarak ele alıp, amaçsal yorumla genişletmek hiç şüphesiz anlamlı olacaktır.
Yasa metnine dair gerek KCK gerekse DEM çevrelerinde dile getirilen eleştiriler, bu konuda ciddi bir bilgi ya da iletişim eksikliği olduğunu ortaya koymaktadır. Kürtlerin silah konusundaki kararına MGK teyidi bir şart olarak konulmuşsa, bu hiç şüphesiz silahlı unsurlar için, örgüt üyeleri için değil, Türkiye toplumunun konuya daha büyük güven duyması içindir. Örgütün üst düzey yöneticileri, yasanın kapsamlı biçimde uygulanması konusunda etkin bir tavır ortaya koyarlarsa, hiç şüphesiz bunun ifade edeceği anlamı da Türkiye devleti takdir ederek gereğini yapmaktan çekinmeyecektir. Siyasetin silahsız döneme kendisini uyarlayabilmesi, hem Kürtler hem Türkiye açısından kalıcı bir kazanım olacaktır. DEM Partisinin bu sürece uygun biçimde yapılanması, yeni bir siyaset dili ortaya koyması, bundan sonrası açısından belirleyici sonuçlar doğuracaktır.
Kongrenin, tüzük nedeniyle yapılmak zorunda olduğunu hepimiz biliyoruz.
Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli "barış ve demokratik toplum çağrısı" bugüne kadar DEM siyaset diline yeterince yansıtılamadıysa bunun bir izahı olmalı değil mi ? Bahçeli ısrarla DEM kitlesini sürece katacak açıklamalar yaparken, DEM bu konuda neden Öcalan'ın çıtayı koyduğu yere yaklaşma niyet ve çabası bile ortaya koymamıştır!
25 yıldır Öcalan'ın Kürt legal siyasetiyle ilişkisi hep sorunlu oldu. Açık biçimde Öcalan'ın görüşlerine karşı çıkmak yerine, önerilerinin içi boşaltılıp bağlamından koparıldı. Çatı Partisi Girişimi, Demokratik Toplum Hareketi bunlardan başlıcaları.
Bugün farklı olarak Öcalan'ın farklı kanallarla iletişime girmesi ve ortam sağlandığında doğrudan topluma mesaj verebilmesi tüm taşları yerinden oynatabilir.
Öcalan'ın "silahlı süreci bitirme" konusundaki gücünü idrak edemeyenlerin, yıllardır kendilerine daha kolay muhatap arama oyunları yüzünden, bu süreç en az 5 yıl geç başlamak zorunda kaldı.
Bundan sonrasında, toplumsal barış ve demokratikleşme çalışmalarında elbette herkes söz sahibi olabilir, katkı sunabilir. Yeter ki sürece samimiyetle inanıp, içlerine sindirerek, yapıcı yaklaşımı, kişisel kariyer planlarının önüne koysunlar.
Yasa Meclise gelmeden kısa bir süre önce bile, son derece sorunlu, olumsuz hava estiren açıklamalara, Öcalan son görüşmede müdahale etmedi mi? Sürece dair hem Kürt muhafazakar ve liberal çevrelerde, hem de Türk milliyetçisi çevrelerde, Öcalan ve DEM'in muhatap alınmasına dair endişeler devam etmektedir. Silah bırakma sürecinin muhatapları ile hak ve özgürlükler konusunun muhatapları gayet tabii aynı olmayacaktır.
Sadece Kürtlere özgü bir hak kategorisi olamayacağına göre tüm Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti, adalet konularında ilerleme sağlanmasının muhatabı bir kişi ya da parti değil tüm toplumdur. Temsili demokrasi yerine toplumsal taleplere dayalı bir demokrasi, Kürt, Türk, Alevi, Sünni herkes, hepimiz için yarınlarda birlikte yaşama iradesini güçlendirecektir. İsrail'in bir süredir bazen Amerika'ya bile rağmen Gazze ve Lübnan'da uygulamakta ısrar ettiği saldırgan politikanın kritik eşiğine gelmiş bulunmaktayız.
Kimi Avrupa ülkelerinin Netanyahu ile ilgili takındıkları tavır ve tepkisel tutum, hiç şüphesiz Amerikan toplumu için de bir anlam içermektedir. Hem İsrail'de Ekim ayında yapılacak seçimlerde, Netanyahu karşıtlarının ciddi bir başarı elde etme ihtimali, hem de Amerika'da Kasım ayında yapılacak seçimlerde Demokratların başarılı çıkması, Ortadoğu'da yeni bir dengenin oluşmasına zemin oluşturabilir. Türkiye iç siyasetinin seçim atmosferiyle kutuplaşma ortamına evrilmesi, dış politika ve güvenlik alanlarında ortak iradenin sergilenmesine engel teşkil etmemelidir. İsrail tehdidi karşısında, etnik, inançsal hiçbir farklılık önem ifade etmez. Netanyahu yönetiminin kaos çıkartma stratejisi karşısında, Türk, Kürt, Arap, Fars herkes ortaklaşmayı, ortak menfaatler etrafında buluşmayı tercih etmelidir.
YASA VE UYGULAMA
TERÖRSÜZ TÜRKIYE’DE ASIL SINAV ŞİMDİ BAŞLIYOR
Yarım asra yaklaşan bir döneme damgasını vuran en can yakıcı sorunu geride bırakmanın kritik eşiği meclis kapanmadan yasalaşan düzenlemedir. Bu düzenlemenin yaz sonuna kalması, psikolojik açıdan ciddi bir güven bunalımına dönüşebilirdi. Nitekim yasanın çıkmama ihtimali birçok çevrede karamsar yorumlara zemin oluşturmuştu. 467 gibi geniş bir uzlaşmayla parlamentoda yasal düzenlemenin kabul edilmesi, siyaset açısından önemli bir adımdır. Bundan sonrasında, yasanın doğru anlaşılması sağlıklı yorumlanması ve uygulanması noktasında, kararlı adımlar atılması son derece kritiktir. Yasa metnini, dondurulmuş ve şekli biçimde okumak yerine, dinamik bir süreç olarak ele alıp, amaçsal yorumla genişletmek hiç şüphesiz anlamlı olacaktır.
Yasa metnine dair gerek KCK gerekse DEM çevrelerinde dile getirilen eleştiriler, bu konuda ciddi bir bilgi ya da iletişim eksikliği olduğunu ortaya koymaktadır. Kürtlerin silah konusundaki kararına MGK teyidi bir şart olarak konulmuşsa, bu hiç şüphesiz silahlı unsurlar için, örgüt üyeleri için değil, Türkiye toplumunun konuya daha büyük güven duyması içindir. Örgütün üst düzey yöneticileri, yasanın kapsamlı biçimde uygulanması konusunda etkin bir tavır ortaya koyarlarsa, hiç şüphesiz bunun ifade edeceği anlamı da Türkiye devleti takdir ederek gereğini yapmaktan çekinmeyecektir. Siyasetin silahsız döneme kendisini uyarlayabilmesi, hem Kürtler hem Türkiye açısından kalıcı bir kazanım olacaktır. DEM Partisinin bu sürece uygun biçimde yapılanması, yeni bir siyaset dili ortaya koyması, bundan sonrası açısından belirleyici sonuçlar doğuracaktır.
Kongrenin, tüzük nedeniyle yapılmak zorunda olduğunu hepimiz biliyoruz.
Öcalan'ın 27 Şubat 2025 tarihli "barış ve demokratik toplum çağrısı" bugüne kadar DEM siyaset diline yeterince yansıtılamadıysa bunun bir izahı olmalı değil mi ? Bahçeli ısrarla DEM kitlesini sürece katacak açıklamalar yaparken, DEM bu konuda neden Öcalan'ın çıtayı koyduğu yere yaklaşma niyet ve çabası bile ortaya koymamıştır!
25 yıldır Öcalan'ın Kürt legal siyasetiyle ilişkisi hep sorunlu oldu. Açık biçimde Öcalan'ın görüşlerine karşı çıkmak yerine, önerilerinin içi boşaltılıp bağlamından koparıldı. Çatı Partisi Girişimi, Demokratik Toplum Hareketi bunlardan başlıcaları.
Bugün farklı olarak Öcalan'ın farklı kanallarla iletişime girmesi ve ortam sağlandığında doğrudan topluma mesaj verebilmesi tüm taşları yerinden oynatabilir.
Öcalan'ın "silahlı süreci bitirme" konusundaki gücünü idrak edemeyenlerin, yıllardır kendilerine daha kolay muhatap arama oyunları yüzünden, bu süreç en az 5 yıl geç başlamak zorunda kaldı.
Bundan sonrasında, toplumsal barış ve demokratikleşme çalışmalarında elbette herkes söz sahibi olabilir, katkı sunabilir. Yeter ki sürece samimiyetle inanıp, içlerine sindirerek, yapıcı yaklaşımı, kişisel kariyer planlarının önüne koysunlar.
Yasa Meclise gelmeden kısa bir süre önce bile, son derece sorunlu, olumsuz hava estiren açıklamalara, Öcalan son görüşmede müdahale etmedi mi? Sürece dair hem Kürt muhafazakar ve liberal çevrelerde, hem de Türk milliyetçisi çevrelerde, Öcalan ve DEM'in muhatap alınmasına dair endişeler devam etmektedir. Silah bırakma sürecinin muhatapları ile hak ve özgürlükler konusunun muhatapları gayet tabii aynı olmayacaktır.
Sadece Kürtlere özgü bir hak kategorisi olamayacağına göre tüm Türkiye'de demokrasi, hukuk devleti, adalet konularında ilerleme sağlanmasının muhatabı bir kişi ya da parti değil tüm toplumdur. Temsili demokrasi yerine toplumsal taleplere dayalı bir demokrasi, Kürt, Türk, Alevi, Sünni herkes, hepimiz için yarınlarda birlikte yaşama iradesini güçlendirecektir. İsrail'in bir süredir bazen Amerika'ya bile rağmen Gazze ve Lübnan'da uygulamakta ısrar ettiği saldırgan politikanın kritik eşiğine gelmiş bulunmaktayız.
Toplam Okunma Sayısı : 165