YİNE YENİ, YENİDEN !

YİNE YENİ, YENİDEN !

Kulağa gelişi hoş ifadelerin, içi boş çıktığında hayal kırıklıkları kaçınılmaz olur. "Yeni" de böyle kavramlardan biridir. Bir boyutuyla yenilenme hayatın kendisidir ve doğada herşey, her daim yenilenir. Diğer taraftan, her eski peşinen kötü olmadığı gibi, her yeni de mutlaka iyi değildir. Bidat yani sonradan çıkan, yeni olan bu nedenle "iyi bidat-kötü bidat" diye ikiye ayrılır.

 

Sosyal sistemler, insan aklının ve yeteneğinin eseridir. İnsana ait olan her şeyin yenilenmeye ihtiyacı olur. Ancak ihtiyaç kaynaklı yenilenmenin içeriği yine ihtiyacın doğru analizi ile netleşmelidir. Sözde bir yenilenme, yenileniyor gibi gözükme, tam da eskiyenin makyajla üstünü örtmeye dönüşür.

 

Evrendeki değişim, dünyadaki dönüşüm, insanın ve onun sosyal ilişkilerinin de yenilenmesini zorunlu kılar. Eski Yunan felsefecilerinin dediği gibi, "değişmeyen tek şey değişimdir". Burada önemli olan değişimin nasıl yönetildiğidir. Eskiyi yıkan, bazen yeniyi yapamayıp, var olanı da dağıtan kaosun kendisi, sorun haline gelebilir. Mevcudu, kazanımları koruyan, onu geliştirmenin bir yolu olarak yenilenmeyi ortaya koyan yaklaşıma ihtiyaç vardır.

 

Kur'an'da "Sana ve Senden önce indirilene ifadesi", aslında bir birikimin korunması, mirasın yaşatılması vurgusudur. Var olanı yıkmaya, reddi miras yapmaya dönük yaklaşımlar değil, durumu anlamaya, ayıklamaya, yeniden kurmaya dönük yaklaşımlar, insanlığa ve onun uygarlık çabasına ortam ve imkan oluşturmuştur.

 

Her gelenin yeniden ve sıfırdan başlayacağı, hatta belki eksi noktasına gitmek zorunda kalacağı bir yaklaşımdan, birikim inşa edilemez. Geçmişte kalmak, geçmişin tekrarında tıkanmak değil, ama geçmişi anlayarak, ders çıkartarak, onun üzerine yeni binalar kurmaktır esas olan. Yenilenmeye karşı direnmek mümkün olmadığı gibi, doğru da değildir. Ancak kontrolsüz bir yenilenme de yenilenme değildir.

 

Kriz yönetmek, bir boyutuyla yenilenme sürecini yönetme kapasitesi ile ilgilidir. Yenilenmeyi sağlıklı biçimde başaran yapılar, organizasyonlar, toplumlar, yarınlarda var olmanın güvencesini elde ederler.

 

Kadim olanın, bir geleneğe dayanmanın önemi, ancak yaşanarak  öğrenilir. Bizim siyasi hayatımıza her çeyrek asırda bir "yeni" girer ve bazı yeniler erkenden söner gider. Gerçek yeni,  "solmaz pörsümez yeni", en büyük zararı sahte yenilerden görür.

Toplam Okunma Sayısı : 116