ÖZGÜRLÜK MEŞALELERİ

ÖZGÜRLÜK MEŞALELERİ

Bu Makaleyi Dinleyin
Parça: 1 / 2

SEÇTİĞİNİ SANAN İNSANIN KURGULANMIŞ İRADE SAVAŞI

Ekrana bakarken, raftan bir ürünü çekerken ya da bir fikre sıkı sıkıya sarılırken verdiğimiz kararların ne kadarı gerçekten bize aittir? Kendimizi en özerk, en bağımsız hissettiğimiz o anlarda bile zihnimizin kuytu köşelerine ekilmiş tohumların meyvesini topluyor olabilir miyiz?

Modern insanın en büyük yanılsaması, tercihlerini tamamen kendi hür iradesiyle yaptığını sanmasıdır. Oysa kitle psikolojisinin ve algı yönetiminin tarihi, bize özgürlük fikrinin bile ambalajlanıp satılabilen son derece kârlı bir kurguya dönüştürülebildiğini gösterir.

Freud’un Yeğeninden İnsan Zihnine Sızma Sanatı

Halkla ilişkiler disiplininin ve modern propagandanın kurucusu kabul edilen Edward Bernays, kritik bir gerçeği erkenden fark etmişti: İnsanlara bir şeyi sadece mantık yoluyla anlatarak ya da bir ürünün faydalarını sayıp dökerek arzu uyandıramazdınız. Çünkü insan sırf akılla değil; bastırılmış arzuları, korkuları, ait olma isteği ve toplumsal statü kaygılarıyla hareket eden karmaşık bir varlıktı.

Bernays, dayısı Sigmund Freud’un psikanaliz kuramlarını kitle yönetimine uyarladı. Amacı, insanların zihnindeki alt dürtüleri fark ettirmeden belirli ürünlere ve fikirlere yönlendirmekti.

Bu yaklaşımın klasik örneği, New York Paskalya Geçidi esnasında kurgulanan hamlede yaşandı. O yıllarda kadınların toplum içinde sigara içmesi büyük bir tabuydu. Bernays, tütünün tadını ya da dumanını pazarlamadı; çok daha güçlü bir hissi, özgürleşme fikrini pazarladı. Yüksek sosyeteden bir grup kadınla anlaştı. Geçit töreninin en hareketli anında kadınlar, paltolarının altından çıkardıkları sigaraları aynı anda yaktılar. Basına haber önceden verilmiş, metinler hazırlanmıştı. Gazetecilere sunulan anlatıya göre kadınlar, erkek egemenliğine karşı özgürlük meşalelerini yakıyorlardı.

Ertesi gün gazeteler bu haberle yankılandı. Kadınlar için tütün tüketmek, basit bir alışkanlık olmaktan çıkıp eşitliğin ve başkaldırının sembolüne dönüştü. İşin çarpıcı yanı; o gün sokakta sigarasını yakan kadınlar, tütün devlerinin pazarlama stratejisine hizmet ederken hayatlarının en bağımsız kararını verdiklerini düşünüyorlardı.

Sokak Geçitlerinden Dijital Algoritmalara

Bernays’in kurguladığı o sokak sahnesi, bugün dijital ekranlarda milyarlarca kat büyütülmüş halde karşımıza çıkıyor. Eskiden gazetecilere önceden dağıtılan haber metinlerinin yerini; bugün nerede ve kimin tarafından yönlendirildiği meçhul dijital hesaplar, algoritma destekli dalgalanmalar ve bot ağları aldı.

Günümüzün bilgi ekosisteminde, bir kurumun veya askeri bir anlatının arkasındaki mekanizmanın binlerce kilometre uzaktaki bir merkezden mi, yoksa tamamen farklı bir coğrafyadan mı yönetildiğini sorgulamadığımız her an kurgunun parçası oluyoruz. Önümüze düşen bir haberi veya iddiayı kaynağını araştırmadan yeniden paylaştığımızda, tıpkı o gün Paskalya Geçidi'nde paltosunun altından meşaleyi çıkaran figüranlar gibi davranmış oluyoruz. Bizler kendi fikrimizi savunduğumuzu zannederken, aslında çok önceden başkaları tarafından yazılmış senaryoların heyecanlı birer dağıtıcısı haline geliyoruz.

İrademizin kontrolü, pazarlanan nesnenin kendisinden ziyade ona yüklenen duygusal ve politik anlamlarla elimizden alınıyor. İnsan, haberin kaynağını ve amacını sormayı bıraktığı an, kendi zihnini başkalarının propaganda sahasına dönüştürmüş oluyor.

Ne Kadar Özgürüz?

Görünmez iplerle yönlendirildiğimiz bu çağda gerçek özgürlük mümkün müdür?

Özgürlük, bize sunulan hazır ambalajları tüketmek ya da ekranda önümüze düşen haber dalgasına kapılıp gitmek değildir. Gerçek özgürlük; arzularımızın, tepkilerimizin ve hatta öfkelerimizin ne kadarının gerçekten bize ait olduğunu sorgulayabildiğimiz an başlar.

Zihnimizi bir vitrin gibi döşeyen o görünmez ellere şu soruyu sorabilmektir: Bu savunduğum düşünce ya da tepki verdiğim haber gerçekten benim özgür zihnimin ürünü mü, yoksa bana inanmam gerektiği öğretilen bir kurgu mu?

Bize sunulan dijital özgürlük meşalelerini yakmadan ve önümüze konan anlatıları yaymadan önce, dumanın gözümüzü kör etmesine izin vermemek ve kendi zihinsel özerkliğimizin peşine düşmek zorundayız. Aksi halde, başkalarının yazdığı senaryolarda özgürlük şarkıları söyleyen figüranlar olmaktan öteye geçemeyiz.

Toplam Okunma Sayısı : 115